Vajinismus Nedenleri

Vajinismus Nedenleri

Yaygın olarak görülen kadın psikoseksüel sorunlarından biri olan vajinismusun oluşumuna birden çok etkenin neden olduğu artık modern bilimsel literatürde de kabul görmektedir. Bu nedenler şöyle sıralanabilir:

  • Kişinin ruhsal yapısına özgü duyarlılık: Hemen çoğu kişide herhangi bir durumdan korku duyma eğilimi bulunmaktadır. Bazı kişilerde de cinsel birleşmeye ilişkin kişiye özgü korku tepkisi öğrenilmiş olabilir.
  • Sosyokültürel nedenler: Cinsel davranış ve inançlar, kültürel ve sosyal etkilere çok açık olduğundan cinsel işlev bozukluklarının yapısında da kültürün etkileri açık bir şekilde görülebilir. Cinsellik konusunda geleneksel yaklaşımlar (bekarete verilen önem ve değer, erkek ve kadın rollerine yüklenen farklı anlamlar gibi), yetiştirilme tarzı, dini inanışların etkisi vb.
  • Cinsel bilgilenme ve eğitimdeki yetersizlikler: Cinsel bilgisizlik veya yanlış bilgilenme sonucu oluşan cinsel mitlerin (yanlış inanışlar, kalıplaşmış ön yargılar); cinselliğe ilişkin aşırı kaygı, suçluluk duyguları, gerçekçi olmayan beklentiler veya başaramama korkusuna ve dolayısıyla cinsel işlev bozukluklarına yol açtığı bilinmektedir. Paralel olarak, cinselliğe karşı olumsuz tutumlar ve cinsel bilgisizlik de vajinismusa  yol açabilmektedir.
  • Cinsellik konusunda korkutucu bilgiler vermek, cinselliği kaçınılması gereken kötü bir durum ve tecrübe olarak anlatmak.
  • Daha derin psikolojik nedenler: Ruhsal iç dünyaya ait çatışmalar, psikoseksüel gelişim dönemlerinde yaşanan aksamalar.
  • Cinsel travmalar: Gelişim dönemlerinde maruz kalınan taciz veya kötüye kullanım.

PSİKOLOJİK NEDENLER

Vajinismus nedenlerine bütüncül baktığımız zaman fiziksel nedenlerin psiko-sosyal nedenlerin yanında bir önem taşımadığını görebiliriz. Ayrıca fiziksel nedenler düzeldiğinde de psikolojik tedaviye gereksinim duyulur çünkü bu fiziksel durumların çoğunun vajinal girişle doğrudan bağlantısı yoktur, fakat giriş ve birleşmede ağrıya neden olduğu için olumsuz bağlantı kurulur.

Vajinismusun altında yatan en önemli nedenin ağrı korkusu olduğuna dair pek çok araştırma bulgusu vardır. Korkulan uyaran gerçek ya da beklenen ağrı yaşantısı olabileceği gibi şu an bilinmeyen bir kaynak da olabilir. Yapılan bir çalışmada bu kadınların korkularının sırasıyla: ağrı ve aşırı acı duyma korkusu (%57), aşırı kanama korkusu (%31), yırtılma/parçalanma korkusu (%18), penisin içerde kalması/kilitlenme korkusu (%17), bayılma/ölme korkusu (%11) ve pislik/iğrenme duygusu (%9) olduğu ortaya çıkmıştır. Bu araştırmadan elde edilen ilginç bir bulgu, hastaların sadece %18’inin ilk ilişkide aşırı acı hissi bildirmesine rağmen, %57’sinin ağrı ve acı duyma korkusu yaşadıklarını bildirmeleri olmuştur.

  • Psikanalitik yaklaşıma göre; bedenin bu şekilde cevap vermesine neden olan bilinçdışı çatışmaların merkezinde çoğu kez, cinsel tutumdan zarar görmeye ilişkin korku ile karşı cinse, yani erkeğe karşı beslenen kıskançlık ve düşmanlık düşünceleri vardır.
  • Bilişsel yaklaşıma göre; kişide yanlış yorumlamalar ve otomatik düşünceler mevcuttur (cinsellikle ilgili bilgi eksikliği, cinsel yanlış ve abartılı inançlar, cinsellikle ilgili gerçekçi olmayan beklentiler gibi).
  • Davranışsal yaklaşıma göre; cinsel uyarıya çeşitli iç ve dış nedenlerden dolayı beklenilenden farklı ve olumsuz bir tepki geliştirilmesidir.
  • Psikodinamik yaklaşıma göre; vajinismik yanıt geliştiren kadınların büyük bir kısmı bilinçte ya da bilinç öncesinde kocalarına karşı kızgınlık ve onlar hakkında ambivalan (birbirine zıt duygu ve düşüncelerin aynı anda varlığı. Örneğin; hem sevip hem nefret etmek gibi) duygulara sahiptir. Bu duygulara sahip kadınların çok da farkında olmadan eşlerini cinsel olarak mutsuz etmek, cinsel birleşmeye izin vermemek gibi bir tatmin mekanizması geliştirebilecekleri psikodinamik yaklaşımın özüdür.

Klinik uygulamada bir bütünün yarıları olarak ele alınan bilişsel ve davranışsal yaklaşıma göre yanlış cinsel bilgiler, öyküler ve inançlar ilk cinsel birleşme denemesinin ağrılı olmasına neden olur. Bu da koşullu olarak gelişen vajinismik yanıt olarak adlandırılan vajinayı çevreleyen kaslarda spazmlara neden olur. Korku-kaçınma modeline göre vajinal girişin bir felaket şeklinde yorumlanması cinsel birleşme sırasında korkunun artmasına neden olur. Bu durum dikkatin bedensel duygular ve ağrı üzerine odaklanmasını sağlar, vajinal giriş denemeleri sırasında pelvik kas kasılmaları oluşur. Yineleyen kas kasılmaları da ağrılı ve başarısız denemelere neden olur. Başarısız deneme sayısının artması ise kişinin olumsuz düşüncelerini besler. Bu kaygılar ve  yeterince uyarılamama, vajinada ıslanmanın yetersiz olmasına yol açarak vajinaya penis girişini daha da zorlaştırır ve  vajinismus belirtilerini artırabilir. Tüm bunlar göz önüne alındığında olguların çok büyük bölümünün bilişsel davranışçı yaklaşım ile tedavi edilebileceği aşikardır.

Call Now ButtonBİLGİ ve RANDEVU!